21.04.2009

Her Eve Lazım Değil



Yolu gündüz televizyondan geçmiş herkes en az bir kez "Her Eve Lazm" ile karşılaşmıştır. Gitti Gidiyor'da çok daha kalitelileri yarı fiyatına kolaylıkla bulunabilecek abuk sabuk 3. sınıf Tayland Çin Kore mallarını %300 karla kaktırmaya çalışıyorlar. Zinbo 1600 Watt Süper Penis Büyütücü, Pollyanna Pozitif Yaşam Seti, Orrayt Çift Hatlı Kendiliğinden Çaldırıp Kapama Fonksiyonlu Cep Telefonu, Bitanebilekılkalmadı Epilasyon Seti, Axxo Rip'i Divx'i Full HD Kalitesinde Gösteren Mokoko Divx Player vs. şeklinde ürünler. Sahrap Soysal ve Ziya Kürküt sunuyorlar.

Ziya Kürküt'ü seviyoruz, itiraf edelim. Sevilmeyecek bir adam değil. Eğlenceli, samimi, geyik. Sahrap Soysal ise, yaşlanmış Esra Ceyhan halleriyle, bu blog yazısının konusu maalesef ki.

Belli ki bir kimya yaratmaya çalışmışlar. Kah Sahrap Hanım'n kafası teknolojiye basmadığı zaman devreye girsin, kah erkekleri de ilgilendiren ürünleri tanıtsın diye Ziya Bey programa monte edilmiş, neşe katıyor. Sahrap Hanım da ağırlıklı olarak kadınlara ürünler sunan bu satış programında bilgilendirici teyze rolünde. Ve fakat o ne samimiyetsizliktir yüce rabbim.

Reklam böyle bir şeydir, tamam. Ürünü pompalarsın, olayı odur, eyvallah. Reklamın özünün objektif ve samimi olmadığı bir gerçektir. Ama Sahrap Hanım'ın yaptığı şeyin adı "reklam" değil bence. "Söylediğin en iyi yalan, inandığın yalandır." sözünü doğrularcasına paralıyor kendini ekranda. Kameranın içine baka baka, "Süper bir şey bu ya!", "Sence de mükemmel değil mi Ziya?", "İnanamıyorum, bu ufacık alet mi yapıyor bunu??? 3 yıl mı gidiyor şarjı? İnanamıyorum Ziya!!!" gibi birbirinden beter hallere bürünüyor. Ziya Kürküt de "Tabii tabii, müthiş bir şey her eve lazım. Uzaya göndersen atmosferden geçecek kadar sağlam biliyor musun?" falan diyor. Ciddiyetten eser yok adamda, geyik arasında ürünü pompalıyor. Dediklerinin ne kadar ve daha önemlisi hangi cinsten ciddiye alınacağını gayet dürüstçe kodluyor, gerek tonlamasıyla, gerek vücut diliyle. Sahrap Hanım'sa gerçekten gerizekalı olabileceğimizi düşünüyor (ki iki üç senedir bu programın olması, kanalın açık olması binlerce gerizekalı olduğunu gösteriyor.) ve buna gönülden inanıyor. O an o iş reklam olmaktan çıkıyor; insanların gözünün içine baka baka yalan söyleme moduna geçiyor. Sahrap Hanım da iticiliğin dibine vuruyor. Resmen iç kaldırıyor.

Keşke birileri bu kadar ciddiye almasa da maaşının verileceğini kendisine söylese.

8 yorum:

purplelife dedi ki...

Hayatımda gördüğüm en samimiyetsiz program ya da reklam, yaptıkları her neyse. Ziya Kürküt'ün sesi bu olayla bütünleştiği için artık antipatik geliyor, kadını ( kadın dedim çünkü bilmiyorum ismini yazmışsın gerçe üşendim bakamaycağım, gerçe bakıp yazmak daha az kelime ve zamana malolacaktı ama yazmamaya karar verdim. Adını öğrenirim falan, zihnimde yıllarca kalır allah korusun) ise benzetmene katılıyorum Esra Ceyhan'ın ( bunun adı hafızamda maalesef) yaşlılık hali ruhiyeti...

tiyetir dedi ki...

bu satis muhabbetinin yabanci versiyonunu seyrettiniz mi? bence cok daha feci? ya sanki birileri bu adamlara 'satamayin' diye para veriyo da bunlar da onun ustune oynuyorlar; daha makul bi aciklama dusunemiyorum sahsen. ama su da var, tum bu nainandiriciliklarinin ustune satis da yapiyorlar! demek ki halk bunu istiyo mirim.
dusunuyorum, cikcam tvye, abuksabuk hareketler muhabbetlerle urun tanitcam, ustune para vercekler bana... amuda bile kalkarim yahu
hos kalkmisi da var, vahe :)

travis and tyler durden dedi ki...

Ziya kürküt ü yıllar önce TRT1 de üniversiteli gençlerin hayatını anlatan diziden biliyorum. Oktay Kaynarca ve Fikret Kuşkan da oynuyordu. Çok nefis bi diziydi. Neydi o günler. Pazar günleri bütün aile banyo yapıp, yanaklar pembe pembe, sünger gibi birbirimize bakardık. Şimdi ne satın alacağımızı şaşırır olduk. Hepimiz Sünger Bob olduk...

radioheadbanger dedi ki...

sdflkjsdflk sosyalizm pazar günü maaile banyo yapmaktır diyebiliriz o zaman.

Onur Aykac dedi ki...

evet, gerçekten hüzünlü bi şekilde ben de düşünmüştüm bizi salak yerine koymalarını. içerlemiştim az da. neyse. sonra şunu farkettim. dediğiniz gibi buradaki kıytırık ürünlerin çok daha kalitelisine internet, çeşitli mağaza(aklıma ilk gelen tchibo) vs. aracılığıyla ulaşılabiliyor. ama hedef kitle buralara ulaşanlar, ulaşabilenler, haberdar olanlar değil elbet. biz televizyon izlemeyi seven milletiz. ne kadar kızsak da sabahtan akşama kadar ağır koşullarda çalışmış insanların eve gelip abuk şeyler izlemesini yadırgayamayız aslında(bu söylediğime kendimi bile ikna edebilmiş değilim ama evimde "daldan düşen yapraklar" diye bi dizi izlendiğinden mütevellit inanmış numarası yapıyorum. sinirlerimi yıpratmamak adına belki). hal böyle olunca da beyinin laçkalaşması kaçınılmaz oluyor. sonra da mangal yellemek için götten uydurulan saç kurutma makinasına hepimiz tav alıyoruz. ona ulaşmanın tek yolu 36 punto, arial olarak gözümüze sokulan numarayı aramak.

sunucu da onu tanıtmakla yükümlü. ekranda ne kadar şebeklik edip, malı ne kadar çok tanıtırsa o kadar iyidir. bunu nasıl yaptığının bi önemi yok çünkü mehmet ali erbil diye sözüm ona bir şovmen var bu memlekette. aramızda kalsın çılgın da paralar kazanıyor.

olması gereken normal bir süreç mi bu? tabii ki hayır ama en azından işleyen süreç, bu.

travis and tyler durden dedi ki...

Sevgili radioheadbanger,

Bence diyebiliriz lkjahsdlkjahsdk

kaba şimşek dedi ki...

"İnanamıyorum, bu ufacık alet mi yapıyor bunu???"

lsdkfjlsjdflskdfj teyzeye üzüldüm lan. demek, her anlamda yokluklar içinde geçen bi hayatı vardı kadının. ziya'ya da üzülmedim değil bu arada. gerçi işlev önemli ama olsun lskdfjlsdkfjlsdfjs.

ayrıca o ne biçim isim lan?! teyzeninkinden bahsediyorum.

Merope dedi ki...

sahrap hanımın ses tonu, bakışları herşeyi korku filmi için düzenlemiş, tamamen yanlış kariyerde kendisi.fevkalade bir chucky gelini olabilirdi.yazıklar olsun onu yemek ve tvdensatış programlarına meze yapanlara!