23.05.2009

Merhaba Merhaba Ajda Pekkan



Henüz 63 yaşında. Eet henüz. Yani "oha hala genç!!!!1" demek için erken bence. Ben bildim bileli Ajda Pekkan'ın ne kadar genç olduğundan bahsediliyor. En iyi ihtimalle 10 sene evveli olsa 50 yaşında demektir. Çok yaşlı değil. Aynı şekilde "Ajda Pekkan filtresi" muhabbeti de bir o kadar eski? Hem kadın acayip zengin. Biz cd çalar nedir bilmezken kendisinin uzaktan kumandalı panjurları vardı. Sağlıklı beslenmesi ve formda kalması için yeterli miktarda parası vardı. Eli acaba en son ne zaman soğuk suya girmiş ya da "oha faturaya bak" demiş? Doğal yani neden yaşlansın ki. Medya da zerre yıpratmış değil. Bunlara rağmen zaten sayısını kimsenin bilmediği sayıda estetik operasyon geçirmiş biri. "mimik yapmıcammmm" diye de ölüyor hala. Ayakta zor duruyor. Kafa hep o tuhaf açıda. O donmuş balık bakışlarından yemin ediyorum ki korkuyorum. Aniden Thriller dansı yapmaya başlayacakmış gibi.

Parayı pulu rahatı geç gözüm yok süper loto tuttursam bile panjurlarımı kendim açıp kapamak isterim ama bu kadar estetik geçirmiş kendine obsesif derecede bakmış (gerontofobisi olduğunu düşünüyorum) birinin olduğundan genç gözükmesi son derece normal geliyor bana. Neyini takdir edeyim? Senin benim gibi olsun ama genç gözüksün, o zaman gitsin Tolga Gariboğlu Richard Alpert Hakan Peker üçlüsüne dördüncü olsun okey oynasınlar ama bu şartlarda bir esprisi yok. Dün konuşmalarını dinledim Beyaz Show'da. Yıl 2009 hala "auuu çocuklağr lütfeğn yapmağın" falan. Ajda Pekkan'ın "süperstarlık" müessesini reddederken şarkıcılık hayatının başındaymış gibi sarf ettiği sözleri mütevaziliğine değil, kendini 18 yaşında sanıp sonsuz dek yaşayacağını düşünmesine ve ilgisiz yaşayamayacak bir yapıda olmasına bağlıyorum.

Ajda Pekkan'ın şarkıcılığına gelirsek onda da aslında çok iç açıcı bir durum yok. Tanrı üretme yetisi de vermemiş bildiğim kadarıyla, arkadaşlarından aldığı şarkılarla yorumcu olarak devam ediyor sanat hayatına. Kendini geliştirebildiğini düşünmüyorum. Hep aynı vasat, risksiz/ruhsuz yorum anlayışı. Yine dün fark ettim ki artık güzel sesi de çıkmakta zorlanıyor, nefesi yetişmiyor.

Bir şarkıcıyı muhtelif sebeplerden çok sevmek onu "süperstar" yapmaz.

Ajda Pekkan bence abartıldığı kadar süper değil.

19.05.2009

Michael Jackson'ın BİM'de Satılanı: Justin Timberlake

Bugün annemlerle oturuyordum. Ferhat Güzel'in Begüm'ünü dinletecekken "Gerçi orijinalini bilmedikten sonra bir anlamı olmaz." dedim. Kardeşim "Biliyor." dedi. "Ha izledin mi?" dedim anneme, "Ohoo eski şarkı o." dedi koydu çocuğu sdlkfjdkslfjlk. Kadın, Frankie Valli söylediği zamandan biliyormuş meğer. Nostalji geyiğine bulaşınca Youtube'da sekmeye başladık. Sammy Davis Jr, Sacha Distel, Vicky Leandros derken Jackson 5'a geldik. Oradan Michael Jackson'a. Tüylerim tiken tiken oldu hemen. Negzel bi adam allam. Sen ben yapsak "Gerizekalıya bak ahah" dedirtecek hareketlerle kral olmuş bir adam. İzleyebilin diye Dailymotion linkini buldum.


Bir MJ daha gelmez, bu konuda herkes hemfikir sanırım. Ancak yanına yaklaşabilirler. Çünkü teknoloji ve şov dünyası ne kadar ilerlerse ilerlesin, sıfırdan yaratılacak şeylerin çok azaldığına, keşfinin zor olduğuna inanıyorum. Yarısını MJ icat ettiği için yaş o iş. Ancak başarılı bir yansıması var. O da JT. Yani Justin Timberlake. O dandik boyband'den kendini sıyırdıktan sonra geliştikçe gelişti. Timbaland'in prodüktörlüğünde, farklı olmanın pek mümkün olmadığı janrında kendi sound'unu oluşturmaya başladı. Cesurca yaratmaya devam ederse; gönüllerin kralı değil, popun yeni prensi de olabilir.


İmaj yerinde, danslar iyi, tip iyi, yorum iyi, müzik iyi. İnsanın tüylerini diken diken ediyor. On numara popçu. Oyunculuğu da iyi. Şimdi değil belki ama yarının MJ'ı olabilir. Kendini böyle geliştirmeye devam ederse MJ'ın eksik yanını da kapayabilir:



Yani/Çünkü tam bir piç sldkfjsldkfjlk. Tükürdüğünü yalamayı sevmeyen insanlardansanız, Justin Timberlake'i aşağılayasınız geldiğinde 1-2 dakika düşünme payı verin kendinize. Eleman harbi iyi.

Tarkan'a da megastar diyorlar ya sdlkfjsdfk neyse seviyeyi düşürmeyeyim giderayak.

9.05.2009

Bir Kabussun Sen

sdkfjslkdfjksdlsfdjlksdlkfjdslkdjsknirrahim.

Atv'de bir program var 3-4 haftadır. Tipik şarkı yarışması ama bebeler yarışıyor. Anlatmayayım yaşayın:




Laaaann sdlkfjsldkflsjk. Bu yarışmalardan gına gelmiş olmasına değinmeyeceğim. Amerika ve Avrupa televizyonlarının 3. dünya ülkelerine trendsetter olması normal. Onlar kendi aralarında kapışıyorlar, biz de seviyesini düşürüp taklit ediyoruz. Kıtalar arasındaki çarpışma bakmışlar olmayacak; Amerika aksiyon dozuna yüklenmiş "entertainment"ı yüceltmiş, Avrupa sanatın altını çizmeyi misyon edinmiş. Biz de sanırım hem Amerika müttefiğimiz yakın dostumuz, hem de Avrupa Birliği'ne girmek istiyoruz diye ortasını bulmaya çalışıyoruz sdlkfjsdlkfjlk. "Bir Şarkısın Sen" de aynı ekolden. İşin içinde çocuklar var diye daha naif bir yapım güya. Hır gür, yerin dibine sokan eleştiriler, çılgın sms mücadeleleri yok. Sevgi kelebeği Pınar "Bacaklarım olmasan asla" Altuğ ve Erol "Peruğu kafasına kaynamış" Evgin, huşu içinde sunuyorlar. Güya kanal muhafazakar atv, program da çocuklu diye masumane ama aradaki farkı kapamak gerekiyor tabii ki. Bunun için devreye öncelikle Pınar Altuğ ve vücudu giriyor. Bacakları tek başına Erol Evgin'in peruğunun yarattığı etkiyle mücade edemediği için göğüs dekoltesini de ihmal etmiyor. En fenası çocuklar ama.

Çocuk değil canavar gibiler. Şimdiden yapmacıklıkta tavan yapmış durumdalar. Haller hareketler büyümüş de küçülmüş gibi. Zaten "büyümüş de küçülmüş" çocuklar neden sevilir övülür anlamış değilim. Benim bildiğim çocuk, çocuk haliyle sevilir. Çocukken tatlıdır büyüyünce esprisini kaybeder. Ama çocukların "cazibesini" seven büyük bir kitle de mevcut maalesef. Minnacık kızları Demet Akalın gibi giydiriyorlar. Seksi tuvaletlerin küçültülmüş hallerini giyiyorlar. Saç baç makyaj desen hak getire. Küçük küçük kadınlar. Bahse girerim rating'inin 3'te 1'ini sübyancı iğrenç sapık hayvanlardan alıyordur.

Bu çocuk sömürüsünü kim durduracak bilmiyorum. Turkcell'in Selocan'ları da dahil. Rezil boyutlara ulaşıyor. Bir de salakmışız hiç kimse fark etmiyormuş gibi devam ediyorlar. O kısmı delirtiyor beni. Bu bilog'ta yazmanın en büyük sebebi de bu belki.



Şu an 11 yaşında ve çocukken evde oyuncak piyano ile bozuk mikrofon kullanarak şarkı söylüyordu öyle mi? İğrençsiniz birader!

1.05.2009

İsminizde Emrettiğiniz Üzre Özeniyorum Efendim

sinema sırtını teknolojiye yaslayalı çok zaman oldu. artık kanıksadık birçok teknolojik atraksiyonu bu sanat dalında. hatta teknolojiden yeterince faydalanmayan filmlere burun bile kıvırıyoruz.

teknolojiden sinemanın her zerresi nasibini alıyor elbette. misal ben sinemada fragman izlemeyi sevenlerdenim. fragmanlarda da teknolojik atraksiyonlardan yanayımdır her zaman. ve elbette film şirketlerinin introları. sanırım son dönemlerde animasyon teknolojisinden en çok nasiplenen kısım bu. öyle delikten kafasını uzatıp kükreyen aslan dönemleri geride kaldı gibi. bu konuda çok iyi işler çıkarıyor amerikan sineması. üstelik, filme göre introlar da yapılıyor. stabil değiller şirketler bu konuda. aklıma ilk gelen benjamin button'ın hikayesi'ndeki warner bros introsu mesela. ben beğenmiştim. güzel bir fikirdi. peki ya türkler? işte orada aklıma bir tek şirket ismi geliyor: özen film! izleyin:



abi naptınız siz yaa?! bu nedir allahaşkına, bu nedir arkadaş?! 2009 yılında, bu görüntünün, bu ses kalitesinin mantıklı bir izahını yapabilecek tek bir kişi var mı o kurumda? 1930'larda yapılan çizgi filmlerde bile kalite bundan yüksek be arkadaş! ne zaman sinemada bu introya denk gelsem, afakanlar basıyor beni! ya verin ortaokula giden bir çocuğa bu görevi, bundan üç gimlek üstün bir flash animasyon yapmazsa ben bu lafların hepsini yerim!

bu vesileyle, fida film'e de bu konuya özen gösterdiklerinden dolayı, bir sinema sever olarak teşekkürlerimi iletirim.