
Henüz 63 yaşında. Eet henüz. Yani "oha hala genç!!!!1" demek için erken bence. Ben bildim bileli Ajda Pekkan'ın ne kadar genç olduğundan bahsediliyor. En iyi ihtimalle 10 sene evveli olsa 50 yaşında demektir. Çok yaşlı değil. Aynı şekilde "Ajda Pekkan filtresi" muhabbeti de bir o kadar eski? Hem kadın acayip zengin. Biz cd çalar nedir bilmezken kendisinin uzaktan kumandalı panjurları vardı. Sağlıklı beslenmesi ve formda kalması için yeterli miktarda parası vardı. Eli acaba en son ne zaman soğuk suya girmiş ya da "oha faturaya bak" demiş? Doğal yani neden yaşlansın ki. Medya da zerre yıpratmış değil. Bunlara rağmen zaten sayısını kimsenin bilmediği sayıda estetik operasyon geçirmiş biri. "mimik yapmıcammmm" diye de ölüyor hala. Ayakta zor duruyor. Kafa hep o tuhaf açıda. O donmuş balık bakışlarından yemin ediyorum ki korkuyorum. Aniden Thriller dansı yapmaya başlayacakmış gibi.
Parayı pulu rahatı geç gözüm yok süper loto tuttursam bile panjurlarımı kendim açıp kapamak isterim ama bu kadar estetik geçirmiş kendine obsesif derecede bakmış (gerontofobisi olduğunu düşünüyorum) birinin olduğundan genç gözükmesi son derece normal geliyor bana. Neyini takdir edeyim? Senin benim gibi olsun ama genç gözüksün, o zaman gitsin Tolga Gariboğlu Richard Alpert Hakan Peker üçlüsüne dördüncü olsun okey oynasınlar ama bu şartlarda bir esprisi yok. Dün konuşmalarını dinledim Beyaz Show'da. Yıl 2009 hala "auuu çocuklağr lütfeğn yapmağın" falan. Ajda Pekkan'ın "süperstarlık" müessesini reddederken şarkıcılık hayatının başındaymış gibi sarf ettiği sözleri mütevaziliğine değil, kendini 18 yaşında sanıp sonsuz dek yaşayacağını düşünmesine ve ilgisiz yaşayamayacak bir yapıda olmasına bağlıyorum.
Ajda Pekkan'ın şarkıcılığına gelirsek onda da aslında çok iç açıcı bir durum yok. Tanrı üretme yetisi de vermemiş bildiğim kadarıyla, arkadaşlarından aldığı şarkılarla yorumcu olarak devam ediyor sanat hayatına. Kendini geliştirebildiğini düşünmüyorum. Hep aynı vasat, risksiz/ruhsuz yorum anlayışı. Yine dün fark ettim ki artık güzel sesi de çıkmakta zorlanıyor, nefesi yetişmiyor.
Bir şarkıcıyı muhtelif sebeplerden çok sevmek onu "süperstar" yapmaz.
Ajda Pekkan bence abartıldığı kadar süper değil.
23.05.2009
Merhaba Merhaba Ajda Pekkan
gönderen: Emre A saat: 11:33 12 yorum
etiketler: ajda pekkan, hype up, müzik, radioheadbanger
19.05.2009
Michael Jackson'ın BİM'de Satılanı: Justin Timberlake
Bugün annemlerle oturuyordum. Ferhat Güzel'in Begüm'ünü dinletecekken "Gerçi orijinalini bilmedikten sonra bir anlamı olmaz." dedim. Kardeşim "Biliyor." dedi. "Ha izledin mi?" dedim anneme, "Ohoo eski şarkı o." dedi koydu çocuğu sdlkfjdkslfjlk. Kadın, Frankie Valli söylediği zamandan biliyormuş meğer. Nostalji geyiğine bulaşınca Youtube'da sekmeye başladık. Sammy Davis Jr, Sacha Distel, Vicky Leandros derken Jackson 5'a geldik. Oradan Michael Jackson'a. Tüylerim tiken tiken oldu hemen. Negzel bi adam allam. Sen ben yapsak "Gerizekalıya bak ahah" dedirtecek hareketlerle kral olmuş bir adam. İzleyebilin diye Dailymotion linkini buldum.
Bir MJ daha gelmez, bu konuda herkes hemfikir sanırım. Ancak yanına yaklaşabilirler. Çünkü teknoloji ve şov dünyası ne kadar ilerlerse ilerlesin, sıfırdan yaratılacak şeylerin çok azaldığına, keşfinin zor olduğuna inanıyorum. Yarısını MJ icat ettiği için yaş o iş. Ancak başarılı bir yansıması var. O da JT. Yani Justin Timberlake. O dandik boyband'den kendini sıyırdıktan sonra geliştikçe gelişti. Timbaland'in prodüktörlüğünde, farklı olmanın pek mümkün olmadığı janrında kendi sound'unu oluşturmaya başladı. Cesurca yaratmaya devam ederse; gönüllerin kralı değil, popun yeni prensi de olabilir.
İmaj yerinde, danslar iyi, tip iyi, yorum iyi, müzik iyi. İnsanın tüylerini diken diken ediyor. On numara popçu. Oyunculuğu da iyi. Şimdi değil belki ama yarının MJ'ı olabilir. Kendini böyle geliştirmeye devam ederse MJ'ın eksik yanını da kapayabilir:
Yani/Çünkü tam bir piç sldkfjsldkfjlk. Tükürdüğünü yalamayı sevmeyen insanlardansanız, Justin Timberlake'i aşağılayasınız geldiğinde 1-2 dakika düşünme payı verin kendinize. Eleman harbi iyi.
Tarkan'a da megastar diyorlar ya sdlkfjsdfk neyse seviyeyi düşürmeyeyim giderayak.
gönderen: Emre A saat: 00:57 7 yorum
etiketler: justin timberlake, michael jackson, müzik, parodi, radioheadbanger
14.01.2009
Beck'leme Yapma Ticari, Dinlemeye Devam Et!
Beck Beck Beck... Neresinden tutacağımı bilemiyorum. Aslında bu müzik dehasını tutabilir miyim, onu bilmiyorum.
Beck, son çeyrekte Amerika'dan çıkmış en ciddi müzisyenlerden biri bana göre. Yaptığı cıvıklık tınısı yüksek müziğe rağmen bu konuda oldukça iddialıyım. Ki bunda bıyıklarımı bile çalabilecek bir multienstrumanist olmasının payı gerçekten yok.
Beck Hansen ile Sea Change sayesinde 2002'de tanıştım. 15 yıllık kariyerinin son 7 senesine tanıklık ediyorum yani. The Golden Age, Paper Tiger, It's All in Your Mind, Lost Cause; Beck'e inanmak için yeterli kanıtlar benim müzik evrenimde. Aslında Beck'i tanıyanlar debut'u Mellow Gold (1996) ile, yani "Loser" ile tanırlar. Fakat o tanışıklık pek öteye gitmez. Beck'in devrimi sayabileceğim Sea Change'den 3 yıl sonra gelen Guero ise, benim Beck sempatimin hayranlığa dönüştüğü yerdir. Bir insan evladının kafasının "Hell Yes" gibi dünyanın en güzel ve o derece tuhaf şarkılarından birini inşa edebilmesi için nasıl çalışması gerektiğini hala merak ediyorum.
Bu girizgahtan sonra günümüze gelirsek; yıl 2008 ve Beck "Modern Guilt" ile karşımızda. Bu sefer Danger Mouse ile çalışmış. Kendisini Gorillaz'dan ve bir başka kaldırım taşı projesi Gnarls Barkley'nin bonus kafası olarak biliyorsunuz. İşte bu adamlar hep aynı frekanstaki müthiş varlıklar. Onları dinlemeyi, onlarla takılmayı seviyorum çünkü frekansımız aynı. "Neden bahsediyorsun?" diyeceksin; söyleyeyim. Gnarls Barkley'nin inanılmaz albümü The Odd Couple'ın prodüktörlüğünü Nigel Godrich yapmış. Yer değiştirmişler yani.The Odd Couple hayvan gibi güzel bir albüm olmasına karşın, Modern Guilt'in güzel olmadığını söylemiştim. Çok acele etmişim, tükürdüğümü aynen yalıyorum. Bu adamlarla aramdaki fark da bu zaten. Şahane bir şey olmuş bu yahu. Adamlar hakikaten farklı bir albüm yapmışlar ve bu yüzden hazmedene kadar, alışana kadar zaman geçiyor, "beğenmeme" algısı oluşuyor. Fakat modern müzik ufku açısından bir açacak olduğunu kabul etmek gerekir bir süre sonra. Ettim ben de. 30 dakika değil de 1 saat olsaymış keşke. Beck'in sözleri kendini aşmış, her zamankinden katbekat keyifli olmuş dinlemesi. Şarkılar paramparça, darmadağın; her tarafı ayrı oynuyor. "Orphans" ile açılan bu güzellik, albümün krallığını fark etmemi sağlayan "Gamma Ray" ile devam ediyor. Hiç ağlamayan ve 2 ayda altı yaşına gelen bir bebek kadar hoş.
Chemtrails, Modern Guilt, Youthless ve müthiş Walls; bunlar olağanüstü şarkılar. Yarım saatlik albümün ilk yirmi dakikası yetiyor. Evde otururken dinle, yolda yürürken dinle, spor yaparken dinle, bunalım yaparken dinle; her türlü gideri var. Bu bence bir albüm için en önemli kriter. Bir "OK Computer"ı spor yaparken dinleyemezsin mesela, koşu bandında durup seni duvara yapıştırmasını istersin. Ya da "Deserter's Songs"u yolda yürürken dinleyemezsin. "Synkronized" ile bunalım yapamazsın. Bu birbirinden harika albümlerle bunları yapamazsın, ama "Modern Guilt" bu kudrette, gündelik hayatta sırıtmayacak ama farklı da olabilecek bir sound'a sahip. Tapıyoruz.
Son 2-3 haftadır Beck'e abartılı şekilde abandım. Ve 26 yıllık şu ömrümde, bir tane Beck fanatiğiyle karşılaşmadığımı fark ettim. Beck gibi bir hastanın "Everybody's Gotta Learn Sometimes" ve "Loser"dan ibaret olması reva değil. O yüzden her yere şunu yazıyorum:
"Beck dinleyin. Onu çok sevin."
gönderen: Emre A saat: 16:30 9 yorum
etiketler: beck, modern guilt, müzik, müzik tavsiyesi, radioheadbanger